İçeriğe geç
Ordu İzlenim

Ordu’yu yaşamanın, keşfetmenin ve anlamanın adresi

Rüya Tabirleri 4 dk okuma İlkim Savran

Rüyalar Uykunun Hangi Evresinde Görülür

Rüyalar gecenin belirli bir bölümünde yoğunlaşır ve sabaha karşı uzar. Uyku evreleri ile rüya arasındaki bağın anlaşılır bir özeti.

Rüyalar, uyanınca elimizde kalan tek uyku hatırasıdır. Gecenin geri kalanı sessizdir; ama rüya, bir sahne parçası gibi belleğe takılır. Bu yüzden rüyalar yüzyıllar boyunca uykunun tamamının temsilcisi sayıldı. Oysa rüya, gecenin belirli bir bölümünde, belirli bir uyku evresinde yoğunlaşan bir olaydır ve o evrenin kendine özgü bir düzeni vardır.

Gece, birbirini izleyen döngülerden oluşur. Her döngü yaklaşık bir buçuk saat sürer ve içinde hafif uyku, derin uyku ve hızlı göz hareketlerinin görüldüğü evre bulunur. Rüyaların en canlı ve en anlatılabilir olanları çoğunlukla bu son evrede yaşanır. İlginç olan şudur: bu evrenin süresi gece ilerledikçe uzar. Yani sabaha karşı görülen rüyalar, gecenin başındakilerden daha uzun ve daha ayrıntılıdır.

Neden sabaha karşı daha çok rüya hatırlanır

Sabaha karşı uyanan biri, en uzun rüya evresinin tam ortasından çıkmış olma ihtimali yüksek olduğu için rüyasını daha net hatırlar. Gecenin ilk yarısında uyandırılan bir kişi ise çoğunlukla derin uykudan çıkar ve elinde anlatılacak bir sahne bulunmaz. Bu, rüya görmediği anlamına gelmez; yalnızca o anın bellekte tutulmamış olduğu anlamına gelir.

Hatırlama, rüyanın kendisinden ayrı bir süreçtir. Uyanma anı ne kadar ani ve ne kadar rüya evresine yakınsa, sahne o kadar taze kalır. Alarmla aniden uyanan biriyle kendiliğinden uyanan biri, aynı geceden çok farklı hatıralarla çıkabilir.

Rüya evresinin tuhaf bedensel hâli

Rüya evresinin en dikkat çekici özelliği, beynin uyanıkken olduğu kadar hareketli olmasına rağmen bedenin büyük kas gruplarının geçici olarak devre dışı kalmasıdır. Bu, rüyada yapılan hareketlerin gerçekte yapılmasını engelleyen doğal bir koruma düzeneğidir. Kimi zaman uyanma bu düzenekten biraz önce gerçekleşir ve kişi birkaç saniye boyunca hareket edemediğini fark eder. Ürkütücü hissedilen bu durum, aslında iki hâl arasındaki geçişin gecikmesinden ibarettir.

Aynı evrede nefes ve nabız düzensizleşir, gözler kapakların altında hızla hareket eder. Beden dinlenirken zihin yoğun bir işin ortasındadır.

Derin uyku evresinde de zihin tamamen sessiz değildir; ancak oradaki içerik farklıdır. Derin uykudan uyandırılan kişiler genellikle sahne değil, dağınık düşünce parçaları ya da tek bir görüntü aktarır. Bu yüzden "rüya" dediğimiz anlatılabilir sahneler neredeyse tümüyle hızlı göz hareketi evresine aittir. Gecenin ilk saatlerinde derin uyku ağır basar; sabaha doğru terazi rüya evresi lehine döner.

Rüyalar neye benzer, neden tutarsızdır

Rüyaların mantığı gündüz mantığına benzemez. Mekânlar birbirine dönüşür, zaman sıçrar, tanıdık yüzler beklenmedik rollerde belirir. Bunun nedeni, rüya sırasında zihnin planlama ve tutarlılık denetimiyle ilgili bölümlerinin daha sessiz, duygularla ve görsel belleğe ilişkin bölümlerinin ise daha etkin olmasıdır. Sahne kurulurken kimse tutarlılığı denetlemez; bu yüzden rüyalar duygusal olarak son derece net, olay örgüsü bakımından ise dağınıktır.

Rüyaların içeriğinde gün içinde yaşananların izleri sık görülür. Ancak bu izler nadiren doğrudan tekrardır; genellikle parçalanmış, başka anılarla karışmış hâlde belirir. Yoğun bir gün, çoğu kişide daha hareketli rüyalarla sonuçlanır.

Rüya hatırlamayı etkileyen şeyler

Bazı dönemlerde rüyaların birdenbire çoğaldığı hissedilir. Çoğu zaman rüya sayısı değil, uyanma düzeni değişmiştir. Gece sık uyanılan dönemlerde daha fazla rüya hatırlanır. Uykusuz geçen birkaç geceden sonra da rüya evresi bir tür telafiye girer ve daha uzun sürer; bu da yoğun rüya hissine yol açar.

Alkol, gecenin ikinci yarısında rüya evresini bastırır ve etkisi geçtiğinde bu evre keskin biçimde geri döner. Sabaha karşı görülen olağandışı yoğun rüyaların bir kısmı bununla açıklanır.

Rüyayı nasıl okumalı

Rüyaların anlamı üzerine kesin bir sözlük yoktur; ama rüyalar bütünüyle anlamsız da değildir. Çoğu zaman o dönemde zihni meşgul eden duyguyu, çözülmemiş bir gerilimi ya da uzun süredir ertelenen bir konuyu, dolambaçlı bir dille de olsa yüzeye çıkarırlar. Bir rüyayı sabah birkaç cümleyle not etmek, o duyguyu tanımayı kolaylaştırır.

Rüya hatırlamak isteyenler için işe yarayan yöntem basittir: uyanır uyanmaz hareket etmeden birkaç saniye beklemek ve akılda kalan ilk görüntüyü tutmaya çalışmak. Rüya belleği çok hızlı silinir; yataktan kalkıp güne başlayan biri, birkaç dakika içinde sahnenin tamamını kaybeder. Başucunda bir defter bulundurmak, bu kısa pencereyi değerlendirmenin en kolay yoludur.

Rüyayı bir kehanet ya da şifreli mesaj olarak değil, gecenin kendi diliyle tuttuğu bir kayıt olarak görmek daha verimlidir. O kayıt bazen bir şey söyler, bazen yalnızca zihnin gece boyunca çalıştığını gösterir. İkisi de gecenin sağlıklı işlediğine dair bir işarettir.